![]() |
|
|
|
#1 (permalink) |
|
Herkesin hayatinda tesadüfler vardir.
Herkesin hayatinda tevafuklar da vardir... Kimi tesadüflere sarilir, kimisi de tevafuklara... Kiminin yolu tesadüflerden geçerken suskun bir geçmis birakir ardinda; kimi ise tevafuklardan geçerken çigliklar... Bazen suskunluk çiglik olur, bazen çiglik suskunluk... Ama insan çigligiyla da, suskunluguyla da nedense hep 'insan' olarak anilir. Insan... Hayat da böyle degil midir? Ikisinin de sustugu yerde bir öz geçmis çikar ortaya. Oysa en öz geçmis insanin mezar tasina yazilandir... Dogum: Su tarih... Ölüm: Su tarih... Ruhuna Fatiha... Bir Fatiha okur, geçer gidersiniz hiçbir zaman simsicak gelmeyen ama oldukça sicak ve bir sonu haykiran mezar taslarinin yanindan... Oysa insanin üvey olan çok seyi vardir ama nedense bir üvey geçmisi yoktur. Geçmis, özdür ve sadece insana aittir. Ölümü gibi insanin yasami da özdür ve düsündükçe, inandikça kabuklar yavas yavas bir zar gibi soyularak özün özüne ulasirsiniz. Inanir misiniz bilmem, aslinda insanin öz geçmisi, yine insanin gelecegine dönük isiltili tilsimlar tasir. Ama bunu ne öz geçmise sahip olan insan algilayabilir, ne de bu öz geçmisi okuyan... Çünkü genel hatlariyla insanin kendisini anlattigi birkaç satirlik yillar ve yillar içinde gerçekçi oldugu kadar gizemli derinlikler içerir o satirlar. Oysa O'na sorsaniz, su gün, surada dogmusum, suraliyim, su su okullari bitirdim, bir de sunu yaptim, der geçer. Üzerinde durmaz. Durmak istemez. Zira hani dedim ya, geçen yillar, her insan gibi O'nda da, O'nunla birlikte yasayacak yaralar açmistir. Aslina bakarsaniz herkesin özgeçmisi biraz yaralidir ve nedense herkes, özgeçmisini yazarken, gelip gelip acilara takilacagini bildigi için pek üzerine düsmez, düsmek istemez. Ama biri bu öz geçmisi merak eder. Azicik arastirir ve yazar. Her ne kadar O, Yani Bedirhan Gökçe bütün alçak gönüllügü ve kendinden bahsedilmesini sevmemesine ragmen. Biri yazar: Der ki, O, öz geçmise degil, öz bir gelecege talip! Burada özden kasit elbette kisaltilmis kelimelerle anlatilan, derinliksiz bir 'öz' degildir. Öz, yani töz... Yine O'na, Bedirhan Gökçe'ye göre 'Biraz kül, biraz duman!' Yani yangin yeri bir yürek... Ardahanli olmasina Ardahanlidir da Kars, Igdir alinip, üzülmesin nezaketinden, 'Nerelisin?' diye soranlara, bir çirpida 'Kars-Ardahan-Igdir' deyiverir. En büyük özelliklerinden birisi 'Azicik asim, agrisiz basim', ya da 'Bir lokma bir hirka' kabilinden, onurlu bir yasam edinmek amaciyla gecesini gündüzüne katip, çocuklari için yasamayi seçmis dag rüzgari Zekeriya Bey'in ogludur. Annesi Gülgez Teyze... Teyzelerin teyzesi, gözleri dag meneksesi kadar derin bakan Gülemeden gezen, yaslandikça güz, konustukça can! 20 Mart gecesi Gülgez teyzenin karninda hastaneye giden, 21 Mart sabahi 'Oglunuz oldu, hayirli olsun' diye kucagina verilen Bedirhan, çipil gözlerle hastaneden çikarken, kimse 21 Mart'in 'Dünya Siir Günü' ilan edilecegini bilmez. Üstelik 'Bir lokma, bir hirka' Zekeriya Bey, parasizliktan oglunu ertesi gün nüfusa yazdirir. Aslinda Zekeriya Bey, o gün Bedirhan'i nüfusa yazdirirken, Bedirhan büyüdügünde, nüfus cüzdaninin kimsenin görmedigi yerinde o güne ait bir mahcubiyetin notunu okur durur: 'Baba niye o gün yazdirmadin? Birinden borç da mi alamadin?' 'Ne bilem ki ogul, bele olacak. Bilsem alirdim, ya da 'dün dogdu öyle yazin' derdim...' Gülgez ana girer araya, Bedirhan'inin, oglunun gözlerinin içene bakarak konusur: 'Caaan der ogul kader, kader! Insan özgeçmisini kendisi yazsa belki bu yazinin satir aralarina ilkokul defterlerinin kenarina yapilan çiçeklerden bile yapar degil mi? Ama olmaz ki... Bebek Bedirhan Gökçe farklidir; Gülgez Hanim anlatir ara sira... Ama çocuk Bedirhan Gökçe daha da farklidir. Mahallenin günes yanigi yanakli, ekmek düsmani bebeleri top (bugünkü deyimle futbol) oynarlar ilk topa vurmada yirtiliveren naylon ayakkabilariyla. O degil oynamak, seyretmekten bile hazzetmez. Ama para isinden hiç anlamamasina ragmen ve ticaretle uzaktan yakindan iliskisi olmayacagi, olamayacagi ve olmadigi halde özellikle büyük mahalle maçlarinda su ve sakiz satar. Kazandigi parayi Kemalettin Tugcu'ya, Ömer Seayfettin'e yatirir. Okumak bir sevda gibi dilinin ucunda, küçücük yüreginin derinliginde saf ve aliskanlik yapici bir tat birakir. Okumak bir bagimliliktir, güzel ve costurucu bir bagimlilik! Ama içinde, yüreginde, bedenini yay gibi geren bir his daha vardir: Spor sevdasi. Bu sevdanin özü ise nedense Karate'dir. Neden biraz da aslinda Zekeriya Beydir. Zira Zekeriya Bey, savunma sporlarina meraklidir. Olur ya bazen zaman, mekanin korumasinda insani açikta birakabilir; özellikle de erkek adam güçlü olmalidir. Dünyanin bin bir türlü hali var!.. Cebinde üç kurus sakiz ve su parasi, gider yazilir Bedirhan Karate Kursuna. Basladigi, yaptigi her seyde oldugu gibi sadakatinin sinandigini bilerek yillarca sürdürür Karate'yi. Ögreticilik belgesi alir ve siyah kusak 2. Dan'a kadar yükselir... Ama yasi büyüdükçe de zaman daralir... Öyle ya insan büyürken zaman küçülür! Artik uyumaya bile vakit bulamayan, okumaya tutkusu bir bagimliliga dönüsmüs olan Bedirhan Gökçe, TRT'nin açtigi, yine tam bu sirada gazete kupüründen kestigi mankenlik ilani ile iki sinava birden girer. Ikisini de kazanir. Ama yüregindeki atesin erittigi ruh bu iki kaliba da uymaz... Nasil olursa olur ve yedi yil boyunca okul tatillerinde çayci olarak çalistigi kurumda, çayci önlügünü çikarip, kravati takar. Ver elini Memuriyet... Ayni sekilde ruhu burada da sikilir... Devlet babadan degil de Zekeriya Babanin korkusuyla memuriyetini sürdürürken, çikis için kapilar, pencereler arar, çalistigi kurumda. Bu arayis, spordaki basarisini madalyalarla süsler... Iste tam bu siralarda Türkiye'de yasanan özgürlük ortamiyla birlikte özel radyolar da boy göstermeye baslamistir. Bir aksam kendisini bir radyo mikrofonunun önünde bulur. Iste geçmisin özü de burada o mümbit topragina kavusur. 20 Agustos 1993 gecesinde 'Iyi geceler Ankara!' diyen Dünya Radyo'nun Bedirhan'i baskentinin Bedirhan Gökçesi olur... Kisa zamanda taninir Baskentte... 1996 yilinda bir teklif ile zaten kaçmaya yer arayan Bedirhan Gökçe'ye kapilar ve pencereler açilir... Bir güvercin yüregi firlar çikar geceye... Aile meclisi, saskinlik içinde dinledigi Bedirhan Gökçe'nin gerekçeli karariyla sundugu memuriyetten, 'Devlet Baba'dan ayrilma, istifa etme kararini, saygiyla ama korku ve endiseyle, mecburen kabul eder... 1998 yilinda Ankara'nin yerel televizyonu Kanal A'da yaptigi siir programiyla, kültür programlari dalinda RTGD TV OSCAR'lari ödülünü kazanir. 1999 senesinde simdi hatirlamak istemedigi, kendisini çok yoran ve üzen ilk siir albümünü ardindan da ayni adli siir kitabi yayinlanir. Sene 2000 i gösterdiginde artik yolunun Istanbul olduguna karar verip, vatan borcunu da ödemis olmanin rahatligiyla Radyo Tatlises'e transfer olmustur... Artik yerel söhreti ulusal olmaya baslamis TGRT, TRT, CINE 5 gibi ulusal TV'lerde yine siir üzerine programlarina devam eder... Aldigi ve evinin duvarlarini bir bastan basa kaplayan ödüller, yüreginde birer dost yildizlar olarak dinleyicilerini ve seyircilerini yasatirken, 2005 de yaptigi 'Basim Gözüm Üstüne' adli ikinci albümü, ayrica ayni yil 'Sifali Hüzünler' adli kitabi çiktiginda yüregindeki sese kulak verir. Iyisiyle, kötüsüyle Radyo Tatlises'den ayrilarak hemen ardindan Best FM'e geçer... Acilar ve yalnizliklarin FM bandi... '3. Sayfa'nin yürekleri artarken ve daha da güçlü çarparken, o bu sesin biraz gece biraz da içine kapanik suskunlugunda, kendini dinler aylarca... Bu dinleme sirasinda Kral TV'de 39 bölümlük uzun soluklu 'Iz Birakanlar'la iz birakmanin ötesinde RTÜK'ün 'Dogru ve etkili Türkçe kullanimi ödülü'ne layik görülür. Bu ödül de sayisiz ödüllerin yaninda bir dinleyici ve izleyici kalbi olarak, onu yeni bir zaman ve mekanin içine dogru çeker... O, simdi, kendini dinleyenlerin ve izleyenlerin yürek sesine ayarladigi sesinin yani sira dergi ve internet sitelerinde günlük yazilar yazmaktadir. Ayrica karis karis Anadolu'nun her kösesine kosarak, adim adim yurt disini dolarak, gittigi her yere siir ve söz ekmektedir. Yani söz, yani töz... Çünkü o babasi Zekeriya Bey'in 6. çocugudur ve hislidir... Bugün çok güvenerek çikardigi 'Adam Kavgada Belli Olur' adli albümü ile de en önemli islerinden bir tanesine adim attigini düsünmektedir... VE BUGÜN TÜRKIYENIN EN BÜYÜK RADYOSU KRAL FM dedir Ve inatla, Nüzhet Erman'in dedigi gibi; 'Tas toprakmis, Kis kiyametmis dinlemez, Siir, kardelendir !..' derken, kurt kapani söhretler dünyasina Nabi'nin diliyle seslenmeyi de kitabina da serh düserek ihmal etmez: 'Yikanlar hatir- i nasadimi ya rab berhüdar olsun, Benim için namurad olsun diyenler bermurad olsun!' Meraklisina birkaç not: Aileden genetik Fenerbahçelidir... Ama Ankara takimlarina ayri bir gönül bagi vardir. O, 6. his oldugu kadar 21 Mart ve en çok da Bedirhan'dir. Ve kendisi özgeçmisi hakkinda konusmadigi için Ali Ulurasba özgeçmisini kaleme almaya çalismistir...
--------------İmza--------------
|
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| bedirhan, gökce |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|